Amasya

amasya turkey
Amasya adı nereden geliyor?

Amasya adının, şehri ilk kurduğu ileri sürülen efsanevi kadın savaşçı, Amazon kraliçesi “Amasseia” dan aldığını ileri süren kaynaklara rastlanmaktadır. Diğer bir görüşe göre ise, Amasya ve çevresinde hakimiyetini ilân eden Hitit krallarından Amas Han, şehri “Amasit” adıyla kurmuştur. Bir başka görüşe göre ise Amasya adını Hititlere dayandırmaktadır; Hitit Konfederasyonu’nu oluşturan on üç hükümetten biri olan Amasit’in merkezi Amasya idi. Bu nedenle kentin adını, Amasitler’den aldığı yönünde bilgilere
rastlanmaktadır. Vaktiyle Amasya da elmas taşlarının çıkıyor olmasından dolayı “Elmasya” denildiği de
rivayetler arasındadır.

Amasya’ya ilk yerleşimin başladığı günden bugüne kadar binlerce yıllık zaman dilimi içerisinde (Tahminen
7500 yıl ) Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidya, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve
Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği ve krallara başkentlik yapmış, âlimler, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir merkez olmuştur. İl merkezi ve ilçelerinde bulunan tarihi eser ve mekânlarla tarihin derinliklerinden günümüze kadar uzanan bir gizemli yolculuk her alanda kendisini göstermektedir. Abidevi yapılar ve doğal güzellikler birbiri ile kaynaşmıştır. Binlerce yıllık medeniyetlerin izleri, doğal âfetler, depremler ve tahribatlara karşı durmuş ve tarihi izlerin en ilginç örneklerini insanlığın görücülüğüne sunmuştur.

Amasya’nın Milli Mücadele’deki yeri müstesnadır:
Amasya, Milli Mücadele döneminde müstesna bir yere sahiptir. 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, burada ilk defa milli harekete yeni aksiyon kazandırmıştır. 22 Haziran 1919’da yayınlanan “Amasya Tamimi” ile vatanın kurtuluşunun milletin azim ve kararı ile olacağını açıklamıştır.
22 Ekim 1919’da İstanbul Hükümeti Temsilcisi Salih Paşa ile yapılan görüşmeler sonucunda “Amasya Protokolü”nün imzalanmasıyla bir kere daha adını altın harflerle Türk tarihine yazdırmıştır. 24 Eylül 1924’te Amasya’yı ziyaret eden Cumhur Reisi Atatürk: “Amasya, inkılâp ve Cumhuriyet tarihinde daima ehemmiyetini muhafaza edecek bir mevkii ihraz eylemiştir” diyerek ilimizi övmüş ve takdir etmiştir.

Milli Mücadele Anıtı:
Anıt, Amasya Tamimi anısına yapılmış olup, Yavuz Selim Meydanı’ndadır. Heykeltraş Tankut ÖKTEM tarafından tasarlanan anıtın temeli 12 Haziran 1981 de atılmış, 1983 yılında da hizmete açılmıştır. Anıtta,
Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi, Sultan Bayezid Camii Vaizi Emekli Müftü Abdurrahman Kamil
Efendi ile birlikte, Kâzım Karabekir Paşa, arkasında Ali Fuat Paşa, Hüsrev Bey, Hüseyin Rauf Bey, Refet Bey, Amasyalılar ve Mehmetçiklerimizin figürleri yer almaktadır.

Amasya; Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alır. Samsun, Çorum, Tokat ve Yozgat illeriyle komşudur. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakım) 1150 m, il merkezinin ise 412 metredir. Amasya’nın yüzölçümü 5.701 km2dir. Merkez ilçe ile birlikte 7 ilçe, bunlara bağlı 22 belde, 351 köyü
ve 22 mezrası vardır. İlçelere uzaklıkları; Göynücek 46 km, Gümüşhacıköy 68 km, Hamamözü 90 km,
Merzifon 46 km, Suluova 27 km ve Taşova 48 km dir. 2011 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ ne göre
il genelinde 323.079 kişi yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2 ye 58 kişi düşer. İl Merkezinde 90.665 kişi
yaşamaktadır. Şehirde yaşayanların toplam nüfusu 210.947 dir. Köy ve beldelerde yaşayanların sayısı ise,
112.132 kişidir. İl merkezine bağlı 101 köy 6 belde olup, nüfus miktarı ise 42.493’dir.

Maket Amasya Müzesi:
Sultan Bayezid Camii Külliyesi’nin imaret bölümünde 300 m2 alanda yapılmıştır. Amasya’nın 1914 yılında
çekilmiş bir fotoğrafından yola çıkarak yapılan maket şehir 1/150 ölçeğindedir. O yılların şehir dokusu ve kültürel yapısının bire bir yansıtıldığı nostaljik maket, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.

A-KALELER

Amasya Kalesi (Tunç Çağı)
Kaleköy Kalesi (Roma)
Gökçeli Kalesi (Roma)
Baraklı Kalesi (Roma)

B- CAMİLER:

Fethiye Camii (Danışmend)
Burmalı Minare Camii
Gümüşlü Camii
Saraçhane Camii
Çilehane Camii
Bayezidpaşa Camii
Yörgüçpaşa Camii
Hızırpaşa Camii
Kilari Süleymanağa Camii
II. Bayezid Külliyesi
Mehmetpaşa Camii
Şamlar Ayasağa Camii
Sofular Abdullahpaşa Cami
Hatuniye Camii
Pir Mehmet Çelebi
Azeriler Camii
Fatih Camii

C-MEDRESELER:

Gökmedrese
Büyük Kapuağa Medresesi
Küçükağa Medresesi

D- TÜRBELER:

Halifet Gazi Türbesi
Torumtay Türbesi
Sultan Mesut Türbesi
Tacettin Altunbaş Türbesi
Şadgeldipaşa Türbesi
Kadılar Türbesi
Pir Sücaaddin İlyas Türbesi
Şehzade Osman Türbesi
Kurtboğan Türbesi
Selamet Hatun Türbesi
Yusuf Sinaneddin Türbesi
Hamdullah Dede Türbesi
Şirvanlı İsmail Türbesi
Serçoban Türbesi
İlyas Baba Türbesi
Ergonaş Baba Türbesi
Hicabi Baba Türbesi

Amasya (Harşene) Kalesi
Şehrin savunmaya en uygun mevkii olan Harşena (Harşene) Dağı üzerinde kurulmuştur. Bu nedenle Harşena (Harşene) Kalesi ismiyle de bilinmektedir. Kalenin önemli tepe noktası ve bazı bölümleri sağlam
kesme taşlarla, sur duvarları da moloz taşlardan yapılmıştır. Sekiz savunma kademesine sahiptir. Erken Tunç Çağı’ndan (M.Ö. 3200) itibaren diğer uygarlıklar tarafından da kullanılmıştır.

Kralkaya Mezarları
Amasya şehir merkezinde Harşena Kalesi yamaçlarında göze çarpan tarihi kalıntılardır. Amasya’da doğan
ünlü coğrafyacı Strabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontos krallarına aittir, Çevreleti oyularak  ana blok kayadan tamamen ayrılan mezarlar birbirlerine ve kaya bloğuna merdivenlerle bağlanmışlardır. Şehir merkezinde mağaralar irili ufaklı toplam 18 adettir. Bunların içinde en önemlisi Aynalı Mağara’dır.

Aynalı Mağara
Şehir merkezine 3 km. uzaklıkta, Ziyaret Kasabası yolundadır. Büyük kaya parçası oyulmak suretiyle yapılmıştır. Yerden 15 m. yüksekliğe ulaşan ihtişamlı bir mağaradır. İşçilik son derece mükemmeldir.
Mağaranın tamamı perdahlanmış ve içi çok renkli duvar resimleri ile süslenmiştir. Cephesine güneş ışıklarının vurmasıyla parlaklık kazanması, mağaraya halk arasında AYNALI isminin verilmesine yol açmıştır.

Ferhat ile Şirin’in yaşadığı topraklar

Amasya; efsanevi aşkları ile ölümsüzleşen Ferhat ile Şirin’in yaşadığı topraklar olarak bilinmektedir. Şirin’e olan sevdası uğruna kilometrelerce uzunlukta dağları delerek, suyu getiren Ferhat’ın sevdası hâlâ Amasya’da yaşamaktadır. Bu sevdanın işareti “Ferhat Su Kanalı” binlerce yıldır Amasya’nın boğazında bir gerdanlık gibi durmaktadır.

Ferhat ile Şirin Efsanesi
Ferhat, bir yiğit delikanlıdır. Nakkaşlık yapar, köşkler saraylar süsler. Göreni hayrete düşürür, dudaklarını ısırttırırmış. Ama Ferhat’ın fırçasından dökülen güzellikler hep Şirin içinmiş, böyle derler. Şirin Amasya Sultanı Mehmene Banu’nun kız kardeşidir. Her iki genç birbirlerine sevdalanırlar. Gizliden gizliye buluşurlar. Zamanı gelince de Ferhat, Şirin’i istetmek için dünürcü gönderir. Mehmene Banu kız kardeşini vermek istemez. İşi zora sokmak maksadıyla olmayacak bir iş ister. Su sıkıntısından şehir halkını  kurtarması için “Şehre suyu getir, Şirin’i vereyim” der. En yakın su kaynağı, Elma Dağı denen uzak mı uzak yerdedir. Ferhat’ın gönlündeki Şirin aşkı bu zorluğu dinler mi. Alır eline külüngü, vurur kayaların böğrüne
böğrüne. Mehmene Banu bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsi sinsi planlar kurar. Ne olursa olsun Şirin’i, Ferhat’a vermeyecektir. Sonunda bulur çareyi. Bir yaşlı kadım Ferhat’ın yanıa yollar. Yaşlı kadın açılan su kanallarını takip ederek, külüngün sesini dinleyerek Ferhat’ı bulur. Ferhat’ın dağları delen külüngünün sesi yaşlı kadını korkutur. Acı acı güler yaşlı kadın, sonra da:
“ Ne vurursun kayalara böyle hırsla, Şirin’in öldü. Bak sana helvasını getirdim ” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. ” Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü havaya atar. Külünk gelir başının üzerine düşer. Ferhat’ın başı döner, dünyaları yıkılır.. “Şirin!” diye
bağırması yankılanır kayalarda.
Yaşlı kadın saraya gelir, Ferhat’ın öldüğünü haber verir. Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, acıyla koşar kayalıklara, bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Şirin de atar kendini kayalıklardan aşağıya. Cansız vücudu
uzanır, Ferhat’ın yanına. Dünyada murat alamadan ölen iki genci, ölüme gittikleri yerde yan yana gömerler.

Halifet Gazi Kümbeti
Danişmend Emiri Halifet Gazi adına 1146’da yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Kümbet içindeki mezar üzerinde Roma dönemine ait eros figürlü yüksek kabartmalı mermer lahit bulunmaktadır.

Torumtay Türbesi
Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1278 yılında, dikdörtgen planda iki katlı olarak kesme taştan yaptırılmıştır. Güney cephesi taş işçiliğinin en güzel örneklerini sergilemektedir.

Bimarhane (Darüşşifa)
İlhanlı Döneminden günümüze ulaşan tek eserdir. İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytuğ ve hanımı Ilduz Hatun adına. Amber Bin Abdullah tarafından 1308-1309 yılında yaptırılmıştır. Avluda yer alan
sütunlarda bir birinden farklı olan geometrik yaprak motifli sütun başlıkları kullanılmıştır. 1997’den itibaren Amasya Belediye Konservatuarı olarak hizmet veren Bimarhane 2011 yılından itibaren “Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi”olarak tanzim edilerek turizmin hizmetine sunulmuştur. Müzede 15. yy. da kullanılan cerrahi aletler ve akıl hastalarının tedavisi için uygulanan müzikle terapi uygulamalarının yer aldığı bölümler bulunmaktadır.

CAMİLER

Burmalı Minare
Selçuklu vezirlerinden Necmeddin Ferruh ve kardeşi Haznedar Yusuf Bey tarafından yaptırıldığı kaynaklarda zikredilmektedir. Yapılış tarihi 1237 – 1247 tarihleri arasındadır. Muntazam dikdörtgen planda olan caminin kuzey batı köşesinde kesme taşlardan “burmalı” biçimde minaresi yükselmektedir. Kuzeydoğu köşesinde ise “Cumudar” adı ile anılan türbe bulunmaktadır. Kıble duvarlarına dikey uzanan üç nefli bir plana sahiptir.

Gökmedrese Cami
Selçuklu Dönemi eserlerindendir. 1266 – 1267 yıllarında Gıyaseddin II. Keyhüsrev zamanında Amasya valisi olan Şerafeddin Torumtay tarafindan yaptırılmıştır. Bu itibarla Torumtay Camii olarak da bilinmektedir. Camii, medrese ve mezar odası ile kapalı bir külliye şeklindedir. Caminin dogu duvarına bitişik olarak yaptırılan turkuaz rengi, mavi çini ve sırlı tuğlalardan dolayı “Gökmedrese” adını almıştır. Sadece kesme taş mimarisi ve süslemeleri bakımından Anadolu’da eyvan biçimli portali olan tek camidir.

Çilehane Camii : Yakup Paşa Tekkesi
Osmanlı mimarisinin nadide örneklerinden birisidir. Çelebi Mehmed’in emirlerinden Yakup Paşa tarafından 1413 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen plana sahip eserin, beden duvarları moloz taştan inşa edilmiştir. Zaviye ve Tekke olarak kullanılmış olup, içerisinde türbe, mescit, divanhane ve riyazet (çile) hücreleri mevcuttur.

Gümüşlü Camii
Amasya’daki ilk Osmanlı eseridir. Gümüşlüzade Taceddin Mahmut Çelebi tarafından 1326 yılında kesme
taştan yaptırılmıştır. Kare plan şemasına sahip olan eser, ahşap kubbe ile örtülüdür.

Yörgüçpaşa Camii
II. Murad’ın vezirlerinden Yörgüç Paşa tarafından 1428 yılında yaptırılmıştır. Ters (T) planlı olan eserin, dış
duvarları kesme taştandır. Giriş cephesi kemerlerinde kırmızı ve beyaz mermerlerin birbirine geçmeler halinde kenetlenmiş olması yapıya cazip bir görünüş kazandırmıştır. Caminin doğu bölümündeki çatı üzerinde küçük ve ahşaptan yapılmış minaresi dikkat çekicidir.

Sultan Bayezid Camii
Amasya’da 26 yıl Valilik yapan Şehzade Bayezid, Osmanlı tahtına geçtikten sonra kendi adına bu camiyi
yaptırtmıştır. 1482’de başlanmış ve 1485’te tamamlanmıştır. Camii, medrese, imaret ve tabhaneden
ibaret bir külliye olarak yapılmıştır. Caminin mimarı, Mimar Şemseddin Ahmet’tir. O tarihlerde Amasya
Valisi olan Şehzade Ahmed, inşaatı bizzat takip etmiştir.
Caminin üzeri iki büyük kubbe ile örtülüdür. İki köşesinden yükselen tek şerefeli iki minaresinden soldakinin gövdesi dikine yivli, sağdakinin ise zikzak kırmızı renkli taş (ters lâle) dekorludur. Kubbe içi pencere kemerlerinin üzeri zengin kalem işleriyle süslüdür Pencere kapakları ahşap oyma tekniği ile
yapılmıştır. Mukarnaslı giriş kapısının üzerinde ve yanlarda olmak üzere, 3 ayrı mermer panoda Hattat Ali
bin Mecid tarafından yazılan kitabe yer almaktadır.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bayezidpaşa Camii
Kuş (Kunç) Köprü yanındadır. 1414’de Amasya Sancak Beyi Vezir Bayezid Paşa yaptırmıştır. Camii, kesme taştan ve ters T planlıdır. Son cemaat yerinin üzeri üçgen bingilerle sekizgen bir kaide üzerine oturan beş kubbeyle örtülüdür. Çok az farklılıklarla Bursa Yeşil Camii planına benzemektedir. Cephenin bazı yerleri mermer kaplamalı olup, beş kubbeli abidevi bir son cemaat yerine sahiptir.
Caminin mimarları Mimar Doğan ve Mimar Yakup’tur. Camiyi yapan ustalar Ebu Bekir İbn Muhammed ve Muallim Zeynüddin bin Zekeriya’dır. 1892’de onarılmıştır. Son cemaat mahallini çevreleyen mermer üzerindeki kufi yazı ile bezenmiş süslemeler dikkat çekicidir.

Azeriler(Şirvanlı) Camii
Kafkasya göçmenleri tarafından toplanan paralarla 1893’te Şeyh Hacı Mahmut Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan ve barok sitilde yapılan 19. yy. eserleri arasında tek olması açısından önem
kazanmıştır. Kuzey cephesinde dört sütunlu üç kemerli son cemaat yeri mevcuttur. Giriş kapısı beyaz mermerden olup, motiflerle süslüdür. Tek şerefeli, 12 kenarlı, kesme taş minaresi soldadır. Kare planlı camiyi örten büyük kubbenin dört köşesinde birer küçük kubbe yer alır. Doğu tarafında bir kemerle camiye açılan türbede. Şeyh Mir Hamza Nigâri ile oğlu Siraceddin ve caminin yapımına
nezaret eden Müderris Mir Hasan Efendi gömülüdür.

Büyük Kapıağa (Büyükağa) Medresesi
Sultan II. Beyazıt’ın Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması, fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir. Günümüzde Erkek Kur’an Kursu olarak hizmet vermektedir.

Taşhan
Selçuklu Osmanlı eserleri arasında ticarete yön veren hanlar dikkatleri çekmektedir. Bu hanlar arasında 13. yy.dan kalma Ezinepazar Hanı ve 18. Yüzyıldan günümüze kadar ayakta duran Amasya Taşhan’ı
dönemlerinin güzel birer örnekleridir. Taşhan, 1758’de Amasya Mutasarrıfı Rahtıvan Mehmet Paşa
tarafından. Mimar Mehmet Kalfa’ya yaptırılmıştır. Bina, dikdörtgen plânlı iki katlı ve 34 odalıdır. Beden
duvarları kesme taş ve tuğladan örülmüş olup giriş kapısı üzerinde iki satırlık kitabesi vardır. Vaktiyle,
şehir ticaretine büyük canlılık katmıştır. 2008 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğünce restorasyon çalışması başlatılmıştır.

Köprüler
Amasya il merkezini ikiye bölen Yeşilırmak üzerinde çeşitli dönemlerde köprüler kurulmuştur. Amasya’nın
yerleşime açıldığı yıllardan itibaren Yeşilırmak’ın üzerinde kurulan köprülerden günümüze kadar gelebilenler arasında Alçak Köprü, Çağlayan Köprü, Künç Köprü ve İstasyon (Meydan) Köprüsü’nün isimleri verilebilir. Bu köprülerin dışında kalan Hükümet Köprüsü ve Mağdenüs Köprüsü eski özelliklerini kaybetmişlerdir
Alçak Köprü: Roma Dönemi eserlerindendir. Esas köprü, bugün ırmak yatağının altında kalmıştır. Sadece köprü kemerlerinin üst kısımları su seviyesinin üstündedir. Köprünün su seviyesinin altında kalmasından
dolayı halk arasında “Alçak Köprü” adı verilmiştir. 1855’te mevcut kemerlerin üzerine kesme taşlardan ikinci köprü bindirilmiştir.

Hazeranlar Konağı
Hatuniye Mahallesi, Yeşilırmak sahil şeridinde, Roma dönemi sur duvarları üzerinde yer alır. 19. yüzyıl sivil mimarlık örneği yapılar arasında özel bir yeri ve önemi olan Hazeranlar Konağı, 1865 yılında Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa’nm Defterdarı Haşan Talat Efendi tarafından yaptırılmış, Haşan Talat Efendi’nin kız kardeşi Hazeran Hanım’ın uzun yıllar burada yaşamasından dolayı, “Hazeranlar” adını almıştır. 1983 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce restorasyonu yapılarak etnografik eserlerin teşhir edildiği “Etnografya Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır.

Amasya Evleri
Ahşap sivil mimarisi ile dikkat çeken Amasya Evleri, sokak dokusu şekliyle genellikle yan yana, sırt sırta ve bitişik nizam olarak yapılmıştır. Türk evlerinde görülen geleneksel yapı tam burada da tekrarlanmıştır. Bu itibarla konutlar haremlik ve selamlık olarak düzenlenmiştir. Evler daha çok bodrum üzerine tek ve iki katlı olarak yapılmıştır. Bunların yanında 1. ve 2. kat üzerine yapılmış “Şahnişirin”li evlere de rastlanır. Konutlar genellikle avlulu ve bahçelidir. Haremlik ve selamlık olarak düzenlenen evlerde bahçe ortada kalmaktadır. Özellikle Yalıboyu’nda Roma dönemi kaim sur duvarları üzerine yapılmış olan konutlarda, Yeşilırmak’a ve güney yönüne bakan evler, “Eliböğründe”lerle desteklenerek dışarıya taşırılmış böylece evlerin iç mekânlarında genişleme imkanı sağlanmıştır.

İlk Kadın Divan Şairi: MİHRİ HATUN
Çünkü nakıs akl olur dirler nisa
Her sözin mağrur tutmakdur reva
Lik Mihri dainün zannı budur
Bu sözi dir ol ki kamil usludur
Bir müennes yiğ durur kim ehl ola
Bin müzekkerden ki ol na-ehl ola
Bir müennes yiğ ki zihni pak ola
Bin müezzekkerden bi-idrak ola

MİHRİ HATUN (1470-1506)

(Kadınlar eksik akıllı olur derler.
Bundan dolayı onların her sözünü boş
saymak yerinde olur derler. Mihri
duacınızın zannı budur ki, olgun ve
akıllı kişiler şu sözü söylerler: Becerikli
bir kadın, beceriksiz bin erkekten iyidir.
Zihni açık bir kadın, anlayışsız bin
erkekten iyidir.)

Adı bilinen ilk kadın divan şairidir. 1460 senesinde Amasya’da doğmuştur. Asıl adının Mihrinnisa (kadınlığın güneşi) ya da Fahrünnisa (kadınlığın gururu) olarak bilinir. Şiirlerinde kullandığı Mihr lakabını ona babası Kadı Yahyazade Mehmet Efendi (Belayi) koymuştur. Sultan 2. Bayezid’in şehzadesi Ahmed’in Amasya’da vali olarak bulunduğu sıralarda onun sarayında düzenlenen sanat meclislerinde erkeklerle birlikte yer alan, şiirleriyle olduğu kadar bilgisi ve güzelliğiyle de herkesin hayran olduğu Mihri Hatun hiç
evlenmemiştir. Mihri Hatun’un ismi NASA tarafından Venüs Gezegeni’ndeki bir kratere verilmiştir.

Borabay Gölü
Amasya – Taşova karayolunun 44. kilometresini müteakip Taşova – Samsun karayolunun 14. km.’den
sola ayrılarak ulaşılan ve 1050 rakıma sahip bir doğa harikasıdır. Ormanlık alan içerisinde her biri 3 yataklı 9 adet bungalov evler ve gazinosu vardır. Gölün kuzeyinde 9 hektarlık alan orman içi dinlenme yeri olarak
ayrılmıştır. Kamp yapma, piknik alanları, doğa yürüyüşü ve dinlenme imkânları vardır.

Saat Kulesi
İlk defa 1865 yılında Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından halktan toplanan yardımlarla Helkıs Köprüsü (Hükümet Köprüsü) başına yaptırılmıştır. 1940 yılına kadar hizmet veren kule, zamanın valisi tarafından yıktırılmış ve bir daha da yaptırılmamıştır. Amasya’nın sembolü durumundaki tarihi kulenin yıkımından 56 yıl sonra, 1996’da aynı yerinde yapılma kararı alındı. 2001’de inşaatına başlandı, 2002 yılında da tamamlandı.

 

Bayezid Kütüphanesi
Sultan II. Bayezid Külliyesi içerisinde yer almaktadır. 1925 yılında Amasya’daki çeşitli kütüphane ve medreselerden temin edilen kıymetli el yazmaları eserlerin toplanmasıyla kurulmuştur. 2 binden fazla el yazmaları koleksiyonu ile dikkatleri çekmektedir. Bunların arasında Hz. Osman’a ait olduğu kaydedilen Kur’an-ı Kerim ve çok sayıda İslam alimine ait tefsir ve fıkıh eserleri ile minyatürlü ve tezhipli geleneksel Türk süsleme sanatlarının işlendiği el yazmalarını bir arada görmek mümkündür.

Amasya Müzesi
Roma Lahiti: Müze bahçesinde yer alan Roma Dönemi (MS.2.yy) eserlerindendir. “Aktarla Lahiti” olarak bilinmektedir. Lahit kapağının her iki köşesinde mezar sahibi ve eşinin olduğu tahmin edilen yüksek kabartma tasvirleri vardır.
Mumyalar: 14. y.y. İlhanlı dönemine ait erkek ve kadın ile birlikte çocuklara ait mumyalar, müzenin
en önemli ve en çok ziyaretçi çeken bölümüdür.

Amasya Sikkesi: Amasya Müzesi arşivini zenginleştiren “Amasya şehir sikkeleri” dikkatleri çekmektedir. Bu sikkeler arasında, Roma İmparatoru Aleksandır (222-235) zamanında 224’te kendi portresinin işlendiği bronz sikke Amasya’da darp edilmiştir.

Amasya Heykelciği: Hititlerden günümüze kalan tek tanrı heykeli olduğu için dünyaca tanınmaktadır. 1962’de Doğantepe kazılarında bulunan Hitit Dönemine ait bronzdan dökülmüş bu heykelcik. “Hitit Fırtına Tanrısı: Teşup” adı ile literatüre geçmiştir. Amasya Müzesi’nde bulunan heykelcik yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgi gösterdikleri eserlerin başında geliyor.

Şehzadeler Şehri: Amasya, Osmanlı zamanında öylesine önemsenmiş ki, yükseliş döneminde tahta geçen bütün padişahlar burada “Sancakbeyliği” (Valilik) yapmışlardır. II.Murat ve Yavuz Selim Amasya’da doğmuştur. Şehzadelerin ilk eğitim aldıkları ve devletin başına geçtikleri vakit Amasya’da valilik görevinde
bulunmalarından dolayı “Şehzadeler Şehri” diye anılmıştır.

II. Bayezid Anıtı: “Fatihin oğlu, Yavuzun pederi Bayezid’in gençliği burada geçti. 332” cümlelerinin yer aldığı II.Bayezid Anıtı, Saraydüzü mevkiine 1916 yılında dikilmiştir.

Amasya’da Valilik Yapan Şehzadeler
1386 –            Yıldırım Bayezid
1389 – 1402 Çelebi Mehmed
1415 – 1421 Murad (II.Murad)
1435              Ahmed Çelebi
1438              Mehmed (Fatih)
1442              Şehzade Alaeddin
1454 – 1481 II.Bayezid
1481 – 1511 Şehzade Ahmed
1511 – 1512 Şehzade Murad
1538 – 1552 Şehzade Mustafa
1557 – 1558 Şehzade Bayezid
1566             Şehzade Murad (III. Murad)

Halk Oyunları
Binlerce yıllık tarihi geçmişi bulunan Amasya, günümüze kadar zengin bir halk kültürünü taşımıştır. Bu kültür arasında çeşitli vesilelerle eğlencelerde ve düğünlerde davul, zurna eşliğinde oynanan oyunlar da
yaşatılmıştır. Halk Oyunlarımızın bazıları Üçayak Yellemesi, Narilli(Narey), Topal Kız (Sırıklı), Noktalı, Karlıdağlar, Kasap, Temurağa, Küstahlı, Sarhoş Halayı, Esen Yel, Mektepli, Yanlama, Yelleme (Sallama), Burçak Tarlası, Köroğlu Halayı, Tanakul, Çerkez Halayı, Oduncular, Hoşbilezik, Sarıkız, Tamzara, Mahir Çavuş, Candarma ve Sim Sim (Sinsin) oyunları.

Giyim- Kuşam
Amasya, giyim-kuşam bakımından çok renkli ve çeşitlidir. Mahalli kıyafetlerde her ilçede farklılıklara rastlanmıştır. Hatta bir ilçede bulunan geleneksel kıyafetin aynısını o ilçenin başka bir köyünde göremeyebilirsiniz. Yâni dağlık köylerinde giyilen kıyafetler ile ova köylerinde giyilen kıyafetler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Erkek giyimi çok sade olmasına karşın geleneksel kadın kıyafetleri oldukça zengin ve gösterişli çeşitlilik gösterir.

Bindallı: Kadife veya atlas kumaştan yapılan bu kıyafetin üstünde stilize edilmiş bitki desenleri kalın kartonlara kalıp çıkartılıp, gümüş tellerle kabartma yapılarak kumaşın üstüne uygulanır. Buradaki çiçekler,
yapraklar birbirlerine gümüş tellerden dallar yapılarak bağlantılar sağlanır. Baharda çiçek açmış bir ağacın dallarını andıran kıyafet, adını da üstündeki motiflerden almaktadır.

Amasya Mutfağı
Çorbalar: Amasya’da yapılan çorbalar: Çılbır (Cilbir) çorbası, Çatal Çorba, Helle Çorbası, Sakala Çarpan çorba, Kesme İbik, Tarhana, Toyga çorbası, Un Tarhanası, Uzun çorba ve Yarma Çorbası.
En çok yapılan çorba “Toyga Çorbası”dır. Buna “Doyga Çorbası” adının verildiği de görülür. Tarhana
Çorbası da en fazla yapılanlar arasında yer alır. Asıl malzemesi yarma ve süzme yoğurttur.

Toyga Çorbası: Bir tencerenin içinde yumurta, un, yoğurt, pişmiş yarma ve nohut, su ilave edilerek kayna
yana kadar karıştırılır. Piştikten sonra üzerine tereyağı ve nane eklenir.

Keşkek: Çemenlenerek kurutulmuş kemik, nohut, yarma az su ilavesiyle; kapağı açılmadan ve karıştırılmadan tandırda/ fırında iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yumuşayınca altına kaburga
konulmuş bir çömleğe boşaltılır. Yine tandır veya fırında hafif ateşle pelteleşene kadar pişirilir. Yerken üzerine biberli yağ yakılır.

Hamur İşleri: Bişi, Cırıkda – Cızlak (Akıtma), Döndürme, Ekmekaşı, Eli Böğründe, Haşhaşlı Cevizli Puaça, Haşhaşlı Çörek, Hengel(Kıymasız Mantı), Kabak Kabuklu Pilav, Kaypak, Mayalı, Patlıcanlı Pilav, Sini Su
Böreği, Tepsi Böreği, Yağlı, Katmerli, Yanuç ve en ünlüsü Nohudulu Çörek adı verilen Amasya Çöreği’dir.

Amasya Kirazı
Amasya meyve üreticiliği bakımından zengin ve verimli topraklara sahiptir. Elma üretiminden sonra kiraz ve şeftali tarımı ile dikkatleri çekmektedir. Amasya kirazıyla ilgili 12-22 Haziran Atatürk Kültür ve Sanat Haftası Etkinlikleri içerisinde her yıl “kiraz yarışması” düzenlenmektedir.

Amasya Elması
Amasya Misket Elması” ile ünlüdür. Yurt çapında Amasya elması diye bilinen MİSKET’in bir yüzü kırmızı
ve diğer yüzü sarı ile yeşilimsi bir rengi taşır. İnce kabuklu hoş kokuludur. Sert ve dayanıklıdır. Uzun süre
saklamaya elverişlidir. Amasya elmasının en büyük özelliği bir yıl meyve verip diğer yıl vermemesidir.

Ulaşım
DEMİRYOLU: Amasya, Sivas-Samsun demiryolu üzerindedir. Bu hat 21 Kasım 1927’de açıldı. Amasya il sınırlan dahilinde 2 gar, 6 istasyon ve 1 durak vardır. Ayrıca her gün Havza – Amasya güzergahında karşılıklı Raybüs seferleri yapılmaktadır.
KARAYOLU: 100-18 nolu Avrupa-İran Uluslararası Karayolu üzerinde yer almaktadır. Amasya, Samsun – Ankara karayolu üzerindedir. Karayolları ile Samsun limanına tüm Karadeniz kıyılarına ve ülkenin iç kesimlerine bağlanır.
HAVAYOLU: 20 Haziran 2008’de hizmete açılan Amasya – Merzifon Havaalanından İstanbul’la karşılıklı seferler yapılmaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *