İstanbulda Gezilecek Yerler

places_to_visit_in_istanbul

Topkapı Sarayı:
İstanbul’da görülmesi gereken yerler listesinin başında yer alan Topkapı Sarayı’nın Yapımı, 1453’te kenti fetheden Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478’de başlatıldı. Eski bir Bizans sarayının kalıntılarının olduğu tepede kurulan saray, çeşitli sultanların eklediği yapılarla giderek büyüdü. Suttan II Abdülmecid yönetim merkezini yeni yaptırdığı Dolmabahçe Sarayı’na taşıyana kadar, yaklaşık 380 sene devletin idare İli merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgâhı olarak hizmet gördü. Topkapı Sarayı Müzesi 86.000 adet paha biçilemez müzelik koleksiyonu ve mimari yapısıyla dünyanın en büyük ve ihtişamlı müze- saraylarından biridir. Saray; Babüsselam, Babüssaade, Dış Hazine (Silah ve Zırhlar Sergisi), Kubbealtı, Mutfaklar (Çin ve Japon Porselenleri), Arz Odası, İç hazine (Kaşıkçı Elması, Zümrüttü Hançer ve Tahtlar), Hazineağaları Koğuşu (Hat ve il Resim Sergisi), Hasoda ( Hırka-i Saadet Dairesi) III. Ahmet Kütüphanesi, Mecidiye Köşkü, Bağdat Köşkü, İftariye Köşkü, Divan Kulesi, Sünnet Odası ve Harem gibi farklı sergi mekânlarını içinde barındırmaktadır.

Aya İrini: Bizans’ın en eski kiliselerinden biri olan yapı günümüzde müze olarak kullanılmakta aynı zamanda olağanüstü akustiği ve büyüleyici atmosferi ile i dünyaca ünlü sanatçıların konserlerine ev I sahipliği yapmaktadır.

Arkeoloji Müzesi: 1891 yılında Mimar Alexander Vallaury’a Osman Hamdi Bey tarafından yaptırılmış olan müze eski Ön Asya uygarlıkları alanındaki en önemli dünya müzelerindendir. Koleksiyonunda Eski Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’nun Yunan çağları öncesi Arap yarımadasının İslamiyet öncesi kültürlerine ait eserler bulunmaktadır. Bugün Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk ve Arkeoloji ana binasından oluşmaktadır.

Eski Şark Eserleri Müzesi: 1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından ülkemizdeki ilk Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa ettirilen yapı, bugün eski Ön Asya uygarlıkları alanındaki en önemli dünya müzelerindendir. Koleksiyonunda eski Mezopotamya, Mısır, Anadolu’nun Yunan çağları ve Arap yarımadasının İslamiyet öncesi kültürlerine ait eserler vardır.

Marmaray Buluntuları: İstanbul un tarihini beş bin yıl geriye götüren kazılarda, ortaya çıkartılan buluntuların en çarpıcı olanlarını içeren bu bölüm, Arkeoloji Müzesinin en yeni ve ilginç kısmı haline geldi

İstanbul’un Hamamları: İstanbul doğal güzellikleri ve eski eserleri kadar hamamları ile de ünlü bir kenttir, özellikle eski yerleşim alanlarındaki bütün mahallelerde mutlaka bir hamam bulunmaktadır. Türk Hamamları Camekân (soyunmalık) ılıklık veya soğukluk ve Harrare (sıcaklık)denilen bölümlerden oluşur. Camekân denilen bölümde soyunma odaları, fıskiyeli, ayakkabı koyma mahalleri, kasa gibi bölümler bulunur. Soyunmalık ile sıcaklık arasında bulunan bölüm olan ılıklıkta ise tuvaletler ve tıraşlık denilen yerler vardır, harrare denilen sıcaklık ise yıkanılan mahaldir. Burada göbek taşı, kurnalar ve halvet bulunur. Göbek taşı, üzerine yatılıp terlenilen bir bölümdür. Kuma yıkanılan kısma verilen addır. Halvet ise hamamın en sıcak bölümüne denir.

Cağaloğlu Hamamı: Erkek ve kadın kısımları olan hamam, 18. yy yapı sanatının güzel örneklerindendir. Sultan I. Mahmud Ayasofya’nın yanında kurduğu kütüphaneye gelir sağlamak amacıyla yaptırmıştır. Halen kullanılan ve İstanbul’a gelen yabancıların ilgisini çeken bu hamamda zamanında Fransız Liszt, VIII. Edward, Kaiser Wilhelm ve Florence Nightingale’in de yıkandığı söylenir. Yekpare mermerden fıskiyeli havuzu, havuzun üstündeki kubbesi ve asıl hamam bölümü görülmeye değer güzelliktedir. İstanbul’un diğer ünlü hamamları arasında Galatasaray ve Haseki Hürrem Sultan hamamları yer alır.

Bölgenin Gözdeleri: Karakol Binası (Feriye Lokantası), III. Ahmet Çeşmesi, Gülhane Parkı, İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi, Sepetçiler Kasrı, Gotlar Sütunu, Alay Köşkü, Sirkeci Tren Garı.

Sultanahmet Bölgesi: Barındırdığı Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi anıt ve yapılarıyla İstanbul’un renkli tarihini dar alanda özetleyen bu semt İstanbul’un en turistik bölgesidir. 12. yy sonlarına kadar kentin kalbinin attığı merkez olan Hipodrom ve Hipodrom’dan Marmara Denizine kadar uzanan 100.000 m2 lik bir alan üzerine kurulduğu bilinen, bu güne kadar pek az kalıntısı kalmış Büyük Saray ile Ayasofya ve Aya Öfemya Kiliseleri ve büyük su sarnıçları bu bölgede toplanmıştır. 12. yy sonrası Büyük Saray’ın yerini Haliç yakınındaki Blakerna Sarayına bırakmasıyla birlikte önemi ve görkemi azalan semt, İstanbul’un Latin istilasına uğradığı 13.yy’da yakılıp yıkılmıştı. Bölge İstanbul’un fethinden ve Sultanın Topkapı Sarayı’na yerleşmesinden sonra, yeniden önem kazanmaya başlamıştır. Semtin yıkıntılarla dolu meydanı bir süre cirit ve güreş talimleri için kullanılmış, asıl imar hareketleri, 16. Yüzyıl İbrahim Paşa Sarayı ile başlamış, Hürrem Sultan’ın yaptırdığı çifte hamam ile hızlanmıştır. Semt en parlak noktasına 17. YüzyıPda yapılan Sultanahmet Külliyesi ile ulaşmıştır. Gönümüzde Sultanahmet İle Marmara kıyısı arasındaki yamacı dolduran mütevazı ahşap konutlar yenileme çalışmalarıyla otel, pansiyon, lokanta, dükkân ve atölye gibi turistik amaçlı yapılara dönüştürülmüş bölge İstanbul’un en çekici turizm semtlerinden biri haline gelmiştir.

Sultanahmet Meydanı: Bizans döneminde Hipodrom, Osmanlı devrinde At Meydanı ve Cumhuriyet yönetiminde Sultanahmet adıyla anılan bu meydan Bizans şenliklerine ve kanlı ayaklanmalarına, Osmanlının saray düğünleri, cirit oyunları gibi birçok toplumsal olaya ev sahipliği ile canlı bir kentsel yaşam alanı olmuştur. Günümüzde çeşitli çağlara ve uygarlıklara ait eserleri bir araya toplamış bir açık hava müzesi gibidir.

Hipodrom: 203 ‘te Septimus Severus tarafından Roma ’daki Circus Maximus örnek alınarak araba yarışı alanı olarak yapıldı. Sonra genişletilerek nal biçiminde 400 metreye 120 metrelik 40 oturma basamağı ile 100 (H)0 kişilik kapasiteye ulaşmıştır. İmparator locasının önünde duran dört görkemli bronz at heykeli 1204 teki Latin istilan sırasında Venedik e götürülerek San Marco Katedralinin ana girişine yerleştirilmiştir. Bugün Hipodromdan arta kalan üç dikilitaş, o dönemde yarış alanını iki eşit parçaya bölen yükseltilmiş bölüm (Spina) üzerinde yer alıyordu.

Ayasofya Müzesi: Döneminde Doğu Hıristiyanlığın merkezi olan Ayasofya 532-537’de İmparator İustinianos’un eski Roma İmparatorluğunu bir araya getirme planlarına uygun bir büyüklükte yeniden inşa edildi. Döneminde dünyanın en büyük kilisesi olan Ayasofya’yı daha sonra sadece Londra’da ST Paul, Roma’da San Pietro ve Milano’da Duomo geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet kenti fethedince gelip burada ilk namazı kılmasından sonra camiye dönüştürülmüş ve 4 minare eklenmiştir. 1934 yılında müzeye çevrilen yapı devasa kubbesi, mozaikleri, imparator kapısı, hat levhaları, kubbe yazısı, şadırvanı, muvakkithanesi, II. Selim Türbesi, III. Murad ve Şehzadeler Türbesi ile İstanbul’a gelenlerin görmeden gitmedikleri bir mekândır.

Sultanahmet Külliyesi: İstanbul’un tek altı minareli camisidir. 17. yy.da Sultan Ahmet tarafından mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. 1617’de törenle ibadete açılan camide kullanılan kobalt mavisi çinilere çarpan ışığın yaydığı renk yüzünden batılı gezginler tarafından Mavi Cami olarak adlandırılmıştır. Hünkâr Kasrı, Darülhadis Medresesi, Muvakkithane, Darülşifa ve Sıbyan mektebi gibi yapı topluluğunu barındıran külliye, gerek mimarisi gerekse yaşattığı atmosfer ile ziyaretçilerin ilgi odağı olmayı sürdürmektedir.

İstanbul’un camileri: Padişahlar inşa ettirdiği Selâtin camileri çok çeşitli mimari tasarımları barındırırlar. Sultanlara ait hünkâr mahfili denen bölümleri olan bu camilerden Süleymaniye, Mimar Sinan’ın en büyük yapılarından biridir. Sultanahmet’in ise çinilerinin güzelliği ününü bütün dünyaya taşımıştır. Ortaköy ve Dolmabahçe camileri ise Balyan ailesinin mimari tarzını yansıtır.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı): Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı İbrahim Paşa için yapılan saray günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Zengin halı koleksiyonuna ve 8. yy.dan 19. yy.a kadar uzanan 15.000 ciltlik yazma eserler koleksiyonuna sahip olan müzede erken İslami devirden günümüze kadar uzanan taş, seramik, ahşap ve madeni eserler, geçmiş dönemlerin yaşam tarzları ve üretim teknikleri çağdaş bir müzecilik anlayışıyla sergilenmektedir.

Yerebatan Sarnıcı: Doğu Roma İmparatorluğu’nun en görkemli dönemine ait olan yapı 6. yy.da kente su sağlamak amacıyla İmparator Justinianus tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde yabancı turistler tarafından Basilica adıyla tanınmaktadır. Sarnıç 143 metre uzunluğunda ve 65 metre genişliğindedir. 9.800 m2 genişliğindeki tavanını, 9 metre yükseklikte 336 mermer sütun taşımaktadır. Genellikle İyon ve Korint üslubundaki sütun başlıkları kullanılan sarnıcın kuzeybatı köşesinde bulunan iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa Başı bu sarnıcı daha da gizemli kılmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen sarnıçta çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve şık bir kafeterya da hizmet vermektedir.

Sultanahmet Bölgesinin Gözdeleri: Dikilitaş, örme Sütun, Yılanlı {Burma Sütun),Alman Çeşmesi, Marmara Üniversitesi Rektörlük Binası, Aya Öfemya Kilisesi, Binbirdirek Sarnıcı, Sfendon, Mozaik Müzesi, Arasta Çarşısı, Hürrem Sultan Hamamı, Milyon Taşı, Soğuk Çeşme Sokağı, Sultanahmet Cezaevi (Four Seasons Oteli), Yeşil Ev, İstanbul El Sanatları Çarşısı (Kabasakal Medresesi), Uygulamalı Türk El Sanatları Merkezi (Cafer Ağa Medresesi), Arasta Çarşısı, Firuzağa Camii.

Mısır Çarşısı: Kapalıçarşı’dan sonra en ünlü çarşı olan Mısır Çarşı’sı adını burada satılan malların Mısır yoluyla gelmesinden almıştır. Baharat Pazarı olarak da bilinen çarşı, baharatlara ve ağzının tadına düşkün olanların bütün bir günü geçirebileceği şehrin en keyifli mekânlarından biridir.

Tahtakale Semti: İstanbul’un en ilgi çekici köşelerinden biri olan bu semt daha çok bir ticaret merkezidir, ileri teknoloji ürünü birçok malın yanı sıra bu yüzyılda hala kullanılıyor mu diyebileceğiniz araç ve gerecin bir arada satıldığı gezmeye ve görmeye değer yerlerden biridir.

Kapalı Çarşı: İstanbul’a gelen yerli yabacı herkesin mutlaka uğramaya çalıştığı, canlılığını ve ününü yüzyıllardır sürdürebilmiş, dünyanın en büyüleyici ve renkli çarşılarından biridir. İstanbul’un fethinin hemen ardından fatih döneminde inşa ettirilen İç Bedesten binasının çevresinde çağlar boyunca yapılan ilavelerle ve birbirine yüksek tavanlı tonozlarla bağlanan dükkânlarla adeta küçük bir şehir haline gelmiştir. 30.000 m2lik 60’tan fazla sokak 4.400 kadar dükkân ve 2.000 kadar atölyeden oluşan bu muhteşem yapı kompleksinde geçirilecek bir yarım gün sizi yüzyıllarca öncesine götürecektir.

Bölgenin Gözdeleri: Nuruosmaniye Külliyesi, Rüstem Paşa Külliyesi, 4. Vakıf Hanı, Sirkeci Garı, Büyük Postane. Yeni Cami Külliyesi, Çiçek Pazarı, Ahi Çelebi Camii, Balkapanı Hanı, Tahtakale Hamamı, Şekerci Hacı Bekir, Mahmutpaşa Külliyesi

Çemberlitaş: Suriçi İstanbul’unun ortasında yer alan ve Çemberlitaş adı ile bilinen 37 metrelik sütun, Bizans’tan günümüze ulaşmış sayılı dikilitaşlardan biridir.

Beyazıt Külliyesi Sultan II. Beyazıt tarafından 1501 -1506’da yaptırılmıştır. Külliye konumlanışı ve mimarisiyle Türk mimarisinin gelişimi içindeki önemli halkalardandır. Cami, medrese, türbe, aşevi, sıbyan mektebi, han ve hamamdan oluşan külliyenin imaret ve sıbyan mektebi bugün Beyazıt Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Medresesi ise Vakıflar Hat Sanatları Müzesi’dir.

Beyazıt Kulesi (Yangın Kulesi): İstanbul’un simgelerinden olan yapının mimarı Balyan’ lardan Senekerim Kalfa’dır. 1828’de II. Mahmut’un emriyle inşa edilen yapı, 85 metre yüksekliğinde ve dört katlıdır.

Süleymaniye Külliyesi: Mimar Sinan’ın en görkemli eseri ve İstanbul siluetinin önemli simgelerinden Süleymaniye Camii İstanbul’da Osmanlı klasik mimarisinin doruk noktasını oluşturur. Külliye; camii, mektep, medreseler, aşevi, hastane, kervansaray, arasta gibi yapı topluluklarından oluşmaktadır. Camiinin hazire kısmında Kanuni Sultan Süleyman olmak Hürrem Sultan ve Mimar Sinan’ın türbesi bulunmaktadır. Süleymaniye Külliyesi Mimar Sinan’ın sanatı ve dehası, Osmanlı’nın büyüklüğü ve gücü ile İstanbul’un güzellik ve zarafetini bir araya getirmiştir.

Bozdoğan Kemeri (Valens): İstanbul’un en eski kemeri olan Bozdoğan Kemeri’ni Bizans İmparatoru Valens 4. yy.da yaptırmıştır. I Teodosius zamanında şehir dışındaki su kaynaklarına bağlanan kemer geç Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde 1500 yılı aşkın bir süre kentin su ihtiyacını karşılayan şebekenin en önemli parçalarından biri olmuştur.

Kalenderhane Camii: Bozdoğan Su Kemeri kalıntılarının hemen yanındaki kilise 12. yy.dan kalmadır. Yapı Fatih Sultan Mehmet tarafından zaviye olarak Kalender dervişlerine verilmiş ve bu yüzden Kalenderhane Camii olarak bilinmektedir. Halen görülebilen mermer kaplamaları ve süslemeleriyle Bizans kilisesinin en güzel örneklerinden biridir.

Süleymaniye-Vefa: Mimar Sinan’ın İstanbul’un yedi tepesinden birinin doruğuna oturttuğu Süleymaniye Külliyesi’nden adını alan bu semt, Fetih’ten sonra ulemanın toplandığı bir bölge olarak bilinir. Bu nedenle bir din ve bilim merkezi olarak gelişen semt uzunca bir dönem İstanbul’un en itibarlı semti olmuştur. Bugün korumaya alınmış ahşap evleri, Türk mutfağını yaşatma gayreti içindeki lokantaları ile Süleymaniye günümüzde eski İstanbul’u yaşatan semtlerden biridir.

Bölgenin Gözdeleri: Çemberlitaş Hamamı, İstanbul Üniversitesi, Çorlulu Ali Paşa Külliyesi, Gedikpaşa Hamamı, Türk Edebiyatı Kütüphanesi, Vakıflar Yazı Sanatlar Müzesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Sahaflar Çarşısı, Beyazıt Hamamı, Köprülü Kütüphanesi, Koska Helvacısı, Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi, Laleli Camii, Valide Camii, Bodrum Camii, Şehzade Külliyesi, Burmalı Mescid, Darüzziyafe, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi, Şeyh Vefa Külliyesi, Molla Gürani Camii (Vefa Kilise Camii), Vefa Bozacısı, Belediye Sarayı

Zeyrek Semti: Bizans döneminde Havariyun Kilisesi çevresinde gelişen dinsel yapılarla bir manastırlar semti olan Zeyrek, tarih boyunca konut ağırlıklı bir yerleşim alanı olmuş, Bizans döneminin sıra ev dokusu Osmanlı döneminde de korunmuştur. İstanbul’un geleneksel sokak dokusunun en iyi korunduğu semtlerden biridir. Semtin sokaklarında yapılacak bir yürüyüş geçmişin havasını soluma olanağı verecektir.

Küçük Ayasofya Camii (Sergios ve Bakos Kilisesi): Adını, Bizans İmparatoru I. İustinianos’u cezalandırılmaktan kurtaran Sergious ve Bakos adlı iki azizden alır. Galerili yapıların en güzel örneklerinden olan kilise, II. Beyazıt döneminde camiye dönüştürülmüştür.

Ermeni Patrikhanesi ve Meryemana (Surp Asdvadzadzin) Patrikhanesi: 1641 ‘den beri Patrikhane kilisesi olan bu yapı İstanbul’un fethinden sonra Ermenilere verilmiştir.

Bölgenin Gözdeleri: Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Özbekler Tekkesi (Buhara Tekkesi), Ahırkapı Feneri, Bukeleon Sarayı, Kumkapı Panaiya Elpida Kilisesi, Kumkapı Aya Kiryaki Kilisesi, Aya Menas Kilisesi, Aya Teodoros Kilisesi, Sancaktar Hayrettin Camii, Hristos Analipsis Kilisesi, Yenikapı Kazı Alanı.

Panorama 1453 Tarih Müzesi: 360 derecelik açı ile kesintisiz görülebilen 3.000 m2 alanlı bir tarih panoraması ile İstanbul’un fethi ışık ve ses efektleriyle canlandırılmaktadır. Panorama’nın kalbi 38 metre çaplı yarım küre üzerine yapılmış olan yekpare panoramik resimdir. 120 metre çapındaki ve 20 metre yüksekliğindeki panoramik ebatları ve 10.000’den fazla figür ile İstanbul’un fethinin üç boyutlu olarak canlandırıldığı müze Türkiye’de ilk olma özelliği taşımaktadır.

Kariye Müzesi: Kariye Müzesi, mozaikleri, freskleri, mimarisi, tarihi ve mermer süslemeleriyle İstanbul’un en önemli müzelerindendir. 14. yy.a ait mozaikleri ile ünlüdür. Hıristiyanlık diniyle ilgili tasvirleri ile Bizans mozaik sanatının en güzel örneklerini içerir.

Bölgenin Gözdeleri: İmrahor Anıtı, Balıklı Ayazması ve Kilisesi, Merkez Efendi Tekke ve Türbesi, Takkeci İbrahim Ağa Camii, Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi, Mihrimah Sultan Külliyesi, Tekfur Sarayı, Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi.

Fatih: Suriçi İstanbul’unun önemli semtlerinden Fatih pek çok mahalleyi barındıran büyük bir yerleşim birimidir. Yüzyıllar boyunca geçirdiği değişikliklerle çehresi sürekli değişen semt Bizans’ın ünlü Havariyun Kilisesi’nin yerine kurulan Fatih Külliyesi ile günümüze ulaşabilmiş pek çok tarihi eserle İstanbul’un en özgün semtlerinden biridir.

Haliç Köprüleri: Boğaz’ın Marmara ile buluştuğu noktada, Avrupa yakasındaki İstanbul ’u ortadan ikiye bölen Haliç gittikçe büyüyen kentte ulaşımda bir engel haline gelince Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci de dahil birçok tasarımı Haliç in iki yakasını birleştirecek köprü projeleri geliştirdi. 1836 ’da Fevzi Ahmet Paşa’nın gözetiminde tersanede sallar kullanılarak yapılan, Unkapanı ile Azapkapı ’yı birleştiren köprüyü, Bezmi-i Âlem Valide Sultan tarafından yaptırılmaya başlanan köprü takip etmiş, 1845 yılında tamamlanan köprüye Cisr-i Cedit, Yeni Köprü, Valide Köprü adı verilmiştir. Bugün ise Haliç üzerinde tam dört köprü bulunmaktadır.

Tünel: 1871–1876 yıllan arasında yapılan tünel Londra ve New York metrolarından sonra dünyanın üçüncü metrosu burasıdır. Bir başka özelliği de dünyanın en kısa metrosu olmasıdır. Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlar.

İstanbul Modern: İstanbul Modern Sanat Müzesi, Türkiye’nin sanatsal yaratıcılığını kitlelere ulaştırmayı ve kültürel kimliğini uluslararası sanat ortamıyla paylaşmayı amaçlayan; disiplinler arası etkinliklere ev sahipliği yapan bir müzedir. Türkiye’de modem ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müze olarak, 2004 yılında, İstanbul Boğazı’nın kıyısında, 8.000 m2’lik bir alanda kurulmuştur.

İmparatorluk İstanbul’u: 19. Yüzyılın ilk yarısından itibaren Avrupa’yı yakalayabilmek amacıyla Batılılaşma yönünde önemli adımlar atma gayreti içine giren Osmanlı Sultanları, bir anlamda eski düzeni simgeleyen Topkapı Sarayı ve Sarayburnu yöresini terk edip, Haliç’in kuzeyine geçtiler. 17. yy’da toprak doldurularak denizden kazanılmış olan arazi üzerinde inşa edilen Dolmabahçe Sarayı, bu yörede inşa edilecek bir dizi görkemli binanın ilki ve sarayın mimaride Batı üslubundan yana koyduğu tercihin ilanı oldu. Dolmabahçe Sarayı’nın inşası ite iktidar merkezi Beşiktaş’a taşındı. Dolmabahçe’yi Çırağan, Feriye ve Yıldız Sarayları izledi.

Dolmabahçe Sarayı: 1844–1855 yılları arasında Nikogos ve Garabet Balyan tarafından geleneksel Osmanlı saray anlayışının dışında, zengin cephe süslemeleriyle, tek çatı altında anıtsal ölçekte, Avrupai bir saraydır. Saray bayramlaşma ve diğer devlet törenlerinin yapıldığı Kraliçe Victoria döneminde İngiltere’de 4,5 ton ağırlığında kristal avizeyle aydınlatılan Muayede Salonu, birbirine bağlı üç bölümden oluşan ve duvarları Mısır’dan getirilen çok değerli ak mermerle kaplanmış, çeşmeleri, aynaları ve süslemeleri ile etkileyici bir görünüm sunan Hünkâr Hamamı, elçilerin kabul edildiği Süfera Salonu ve Baccarat Kristallerinden yapılma korkuluklarıyla ünlü Kristal Merdivenli Salon, Atatürk’ün ömrünün son günlerini geçirdiği, çalışma odası ve son nefesini verdiği yatak odasından oluşan Atatürk Bölümü, Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan Veliaht Dairesi, Hazine ve Saltanat kapısı gibi bir çok gözde mekân yer alır. Dolmabahçe Sarayı, ayakta kalan Camii ve Saat Kulesi’yle Boğaz’ın gezilmesi gereken en önemli yapılardan birini oluşturmaktadır.

Fener- Balat Semtleri: Osmanlı döneminde genelde Rumların ve yer yer de varlıklı Yahudilerin oturduğu bu semtin Rum soyluları “Fenerliler” diye anılan ayrıcalıklı bir grup olarak İstanbul yaşamında ve Osmanlı’nın dış siyasetinde etkili olmuştur. Fatih’in kentte ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin inanç ve ticaret özgürlüğü ilanı üzerine kente dönen varlıklı ve soylu aileler bölgede, 300 yılı aşkın bir süre İstanbul’da Rum-Türk Avrupalı kültür karışımını temsil etmiştir. 1821’den sonra Avrupa’ya göç eden bu güçlü aileler, bugüne kalabilmiş birkaç konak, büyük okul yapılan, manastırlar, kiliseler Fenerlilerin buradaki birkaç yüzyıllık yaşamının izlerini yansıtır. Hasköy’den sonra İstanbul’un ikinci büyük Musevi yerleşim bölgesi olan Balat mimari yapısı, camileri, kiliseleri, sinagogları, çarşıları, hamamları ile İstanbul’un kozmopolit semtlerinin başında gelmiştir.

Fener Rum Patrikhane Kilisesi: Aya Haramlambos Ayazması, kütüphane ve Aya Yorgi Patrikhane Kilisesi ile aynı avlu içerisinde yer alan Patrikhane zamanla genişletilmiş ve yenilenmiştir. Hz İsa’nın bağlanıp kamçılandığı taş sütun, Eufemia, Solomone ve Teofano’nun röliklerinin bulunduğu üç lahit, mozaik ikonalar, Patriklik tahtı, Bizans işlemesi “Tiberias Sakkosu” ve tören haçı gibi Hıristiyan dünyasında kutsal sayılan eşyalar burada toplanmıştır. Patrikhane kütüphanesi ise dünyanın en önemli arşivlerindendir.

Stefan Kilisesi (Bulgar Kilisesi): İstanbul’daki tek Bulgar Ortodoks Kilisesidir. Prefabrik malzemeyle inşa edilmiş olan kilise Tuna Nehri üzerinden gemiyle İstanbul’a getirilip şimdiki yerine birkaç gün içinde monte edilmiş dünyanın ilk prefabrik yapılarından biridir.

Bölgenin Gözdeleri: Rezan Has Müzesi, Haliç Sosyal Tesisleri, Gül Camii, Dimitri Kantemir Müzesi, Kadın Eserleri Kütüphanesi Blakerna Sarayı Kalıntıları, Blakerna Ayazması ve Ayazma Kilisesi, Anemas Zindanı ve Kulesi, Emir Buhari Tekkesi, Yanbol Singogu, Aya Nikola Kilisesi.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Eyüp Bölgesi: Hz. Muhammed’in yakın dostu ve gazalarındaki bayraktarı olan, halk arasında Eyüp Sultan adıyla tanınan Halid bin Zeyd Eba Eyyub El-Ensari Emeviler devrindeki İstanbul kuşatmasında şehit olmuştu. 1453’teki kuşatma sırasında Fatih’in hocası Akşemseddin tarafından bulunan mezarının çevresinde bir yerleşim çekirdeği oluştu. Seçkin kişiler ahrette Eyüp Sultan’dan şefaat görebilmek umuduyla türbelerini buraya yaptırdılar. Bölge İstanbul’un en büyük mezarlığı haline gelirken değerli sanat ve kültür eserleri, kutsal bir yer sayılan Eyüp’te toplandı. Bölge bir açık çinicilik ve yazı sanatları müzesi haline geldi. Eyüp, yüzyıllar boyunca sadece türbe ve mezar ziyaretleri amacıyla gidilen bir semt değildi. Sahil sarayları, yalılar, hoşgörü ortamı, çok sesliliği yaşatan bahariye Mevlevihanesi ve birçok sufi müessesesi, çiçek bahçeleri, oyuncakçılar, kebapçılar, çarşıları ve dini eşya satıcıları ile İstanbul’un en keyifli mekânlarından biri olmuştur. Günümüzde de bu geleneğini büyük ölçüde yaşatmakta ve şehrin önemli mistik mekânlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Eyüp Sultan Külliyesi: İstanbul’un Türkler tarafından almışından sonra inşa edilen ilk camidir. İlk Müslümanlardan olan ve Arap ordularının 668-669 kuşatmasında ölen Eba Eyyub El- Ensari’nin Fatih’in hocası Akşemseddin tarafından bulunduğu söylenen mezarının yerine Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan büyük bir türbe, cami ve imaret bu külliyenin ana yapılarını oluşturur.

Eyüp Sultan Türbesi: 1458’de yaptırılan, duvarları çeşitli dönemlere ait çinilerle kaplı Eyüp Sultan Türbesi günümüzde en fazla ziyaretçi çeken mekânların başında gelmektedir.

Pier Loti Tepesi: Ünlü Fransız romancı Pierre Loti’nin buraya sıklıkla gelmesinden dolayı Pierre Loti Kahvesi olarak tanınmaktadır. Kahvehaneyi cazip kılan yönü, sahip olduğu eşsiz konumudur. İstanbul’un en güzel seyir terasları arasındadır.

Miniatürk: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’un Fethi’nin 550. yılına anlamlı bir armağanı olan Miniatürk Türkiye Parkı’nda Osmanlı coğrafyasının yansımalarını gösteren 120’den fazla seçkin eserin maketi sergilenmektedir. Antik çağlardan itibaren Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait insanlığın ortak mirası olan eserlerin 1/25 ölçek oranındaki orijinal maketlerinden oluşan Miniatürk, Türkiye’nin ilk ve tek minyatür parkı olma özelliği taşıyor.

İBB Haliç Kongre Merkezi (Eski Sütlüce Mezbahanesi): Haliç Kültür ve Kongre Merkezi, Türkiye’nin en büyük kongre ve kültür merkezi özelliğini taşıyor. Yaklaşık 65.000 m2‘lik bir alana kurulan merkezde, 3200 kişilik toplantı binası, 1250 kişilik tiyatro binası, 900 kişi kapasiteli 3 sinema salonu gibi çeşitli mekânlar yer alıyor.

Rahmi Koç Müzesi (Lengerhane): Türkiye’nin ilk sanayi ve teknoloji müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müzede sergilenen Vehbi Koç’un özel koleksiyonundan oluşan objelerin büyük bir kısmı orijinal eserlerdir. Buhar makinelerinden, lokomotiflere 1700- 1900’lere tarihlenen değişik saat mekanizmalarından İslam astronomi bilginlerince kullanılmış aletlere, 20. yy ilk dönemlerine ait Osmanlı savaş gemilerinden Uluç Reis Denizaltısına kadar mühendislik ve fen bilimlerinin nadide örnekleri sergilenmektedir. Bu özel müzede müzebüs metodu ile çocuklara yönelik gezici otobüslerle ziyaret imkânı sağlanmaktadır.

Bölgenin Gözdeleri: Zal Mahmut Paşa Külliyesi, Feshane Festival Sarayı, Bahariye Mevlevihanesi, Beybaba Sokağı, Sokullu Külliyesi, Kalenderhane Sokağı, Aziziye Camii, Sadabat Kasrı, Santralistanbul, Aynalıkavak Kasrı, Kasımpaşa Sosyal Tesisleri.

Karaköy- Galata: Ticari binaların yanı sıra elçilik binaları ve çeşitli dinlere ait yapıların iç içe geçtiği bu bölge yabancı gezginlerin ilgi odağıdır.

Galata Kulesi: 61 metre yüksekliğindeki kule tarih içerisinde farklı amaçlar için kullanılmıştır. Osmanlı döneminde yangınlardan etkilenen, onarımlar gören kule zaman zaman ilginç olaylara da sahne olmuştur. IV. Murat zamanında kollarına taktığı kanatlarla Okmeydanı’na uçuş denemesi yapan Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bir gün kuleden kalkarak, Boğazı havadan geçip Üsküdar’daki Doğancılar Meydanı’na inmesi bu ilginç olaylardan bir tanesidir. İstanbul’un en önemli seyir teraslarından biri olan kule İstanbul’a gelen turistlerin mutlaka uğradığı mekânlardan biridir.

Galata Mevlevihanesi: 1491 yılında inşa edilen yapı İstanbul’da bulunan en eski mevlevihanedir. Meşhur divan şairi Mevlevi şeyhi Galip Dede Mevlevihane’nin postnişinleri arasındadır. Semahane binası, şeyh odası, kütüphane, hünkâr mahfili, muvakkithane, derviş hücreleri, sebil, mutfak ve hazire gibi kısımlardan oluşmaktadır. Müzede Türk müziği aletleri yanında Kuran-ı Kerimler, hüsn-ü hat yazıları, levhalar, Hilye-i Şerif, sema kıyafetleri, sikkeler, tennureler, divanlar sergilenmektedir.

Yıldız Sarayı: I8.yy sonunda Sultan III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan İçin yaptırılan bir köşk ile 19-20. yy boyunca boğaza bakan 5000 m2 bahçe ve koruluk içine inşa edilen bir dizi saray, köşk, servis, yönetim, koruma yapıları ve has bahçelerden oluşur. Osmanlı saray komplekslerinin sonuncu olan yapılar topluluğu, orijinal halini koruyan pitoresk has bahçesi, Balyanlar, D’Aronco, Vasilaki, İoannidis, Vallaury, Yanko ve Berthier gibi mimarların elinden çıkmış ilginç yapıları ile dikkat çekmektedir. Sarayın gözdeleri arasında, Fransız Sevres porselen fabrikasının teknoloji, kalıp, malzeme ve ustalarının desteğiyle 1895 yılında üretime başlayan Yıldız Çini Fabrikası, Malta ve Çadır Köşkleri, Büyük Mabeyn, Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhem için yaptırılan konuk evi Şale Köşkü, Yaveran Dairesi, Hamidiye Camii ve Yıldız Parkı bulunur.

Bölgenin Gözdeleri: Dolmabahçe Camii, Dolmabahçe Saat Kulesi, Dolmabahçe Sarayı Depo Müzesi, Ihlamur Kasrı, Barbaros Türbesi, Yahya Efendi Tekkesi, Akaretler, Deniz Müzesi, Resim Heykel Müzesi, Yıldız Çini Fabrikası, Yıldız Şehir Müzesi, Malta ve Çadır Köşkleri, Büyük Mabeyn, Şale Köşk, Ihlamur Kasrı, Hamidiye Camii, Yıldız Parkı, Çırağan Sarayı. Beşiktaş Mevlevihanesi, Feriye Sarayları, Cihangir Camii.

Boğaziçi: Asya ve Avrupa kıtaları İle Marmara ve Karadeniz’ birbirine bağlayan boğaz yaklaşık 33 km uzunluğunda bir suyoludur. İstanbul seyahatiniz sırasında yapılmadan dönülemeyecek, en keyifli yolculuklarda biri Boğaziçi boyunca yapılacak bir tekne gezidir. Boğaz’ın büyük bir kısmında her iki yaka boyunca nefis, ahşap yapılar, camiler ve gösterişli 19. Yüzyıl sarayları ve Hisarlar sıralanmaktadır. Anıtsal Mimari örnekleri arasına İstanbul’un eski balıkçı köyleri serpiştirilmiştir.

Boğaziçi Yalıları: 17. yy itibaren Osmanlı İmparatorluğunun önemli devlet adamları boğaz kıyısında gösterişli ve zarif yalılar yaptırmaya başlamıştır. İstanbul Boğaz mimarisine özgün olan bu yalılar daha çok yazlık olarak kullanılıyordu. Daha sonra yapılan yalılar daha büyük boyutlu ve daha çok Barok, Art Nouveau ve modem mimari tarzında tasarlanmaya başlanmıştır.

Beylerbeyi Sarayı: Agop ve Sarkis Balyan imzalı yapı Avrupa mimari stillerinin bir sentezidir. Boğaziçi’nin güzel bir yerinde inşa edilmiş olan sarayın bahçesinde Sertab Köşkü, Sarı Köşk ve Hasahır gibi yapılar yer alır. Üç katlı, altı Salonlu ve 26 odası bulunan sarayda genellikle yabancı konuklar ağırlanmıştır. 1869 yılında Beylerbeyi Sarayını ziyaret eden Fransa İmparatoriçesi Eugenie, saray pencerelerinin aynılarını Tuilleries Sarayı için yaptırmıştır. Beylerbeyi Sarayında kalan son Osmanlı padişahı II. Abdülhamit olmuş, 1909 yılında tahtan indirilen Padişah, 1918’de burada vefat etmiştir. 1985 yılından bu yana müze olarak kullanılmaktadır.

Boğaziçi Köprüsü: Ortaköy ile Beylerbeyi arasında uzanan köprü, İstanbul’un iki yakasını dolayısıyla Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlamaktadır. Atatürk Köprüsü olarak ta bilinen köprü Cumhuriyet’in ilan edilişinin 50. yıldönümü olan 29 Ekim 1973 yılında tamamlanmıştır. Köprü dünyanın en uzun altıncı asma köprüsüdür; uzunluğu 1560 metre deniz seviyesinden yüksekliği 64 metredir. Son yıllarda yapılan aydınlatma çalışmalarıyla köprü İstanbullulara görsel bir ziyafet sunmaktadır.

Boğaziçi’nin Gözdeleri: Ortaköy Camii, İskele Meydanı, Feriye Karakolu, Galatasaray adası, Arnavutköy Yalıları, Rumeli Hisarı, Emirgan Korusu, Sakıp Sabancı Müzesi ve Atlı Köşk.

Asya Kıyısındaki Eski İstanbul: Üsküdar – Kadıköy

Kız Kulesi: İstanbul’un simgesi haline gelen Kız Kulesi, Boğazın girişinde bulunan Salacak sahiline yakın deniz ortasında kayalıklar üzerine kuruludur. İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar birçok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmeyen kule günümüzde turizmin hizmetine açılmıştır. İstanbul’un en güzel seyir noktalarından biri olan kulede bir restoranda hizmet vermektedir.

Bölgenin Gözdeleri: Mihrimah Sultan Külliyesi, III Ahmet Çeşmesi, Kanaat Lokantası, Aziz Mahmut Hüdai Camii ve Külliyesi, Ayazma Camii, Yeni Valide Külliyesi, Şemsi Paşa Külliyesi, Aydınlatma ve Isıtma Araçları Müzesi, Abdülmecid Efendi Köşkü, Yanyalı Fehmi Lokantası, Karacaahmet Mezarlığı ve Türbesi, Haydarpaşa Garı, Kadıköy Çarşısı, Fenerbahçe Yarımadası.

Kadıköy – Moda Tramvay: 2.6 km’lik hatta ring seferi yapan 4 tramvay özellikle eski Modalılara nostaljik anlar yaşatmaktadır.

İstiklal Caddesi: Beyoğlu’nun kalbi İstiklal Caddesi’nde atar. Taksim ve Tünel arasında yer alan bu cadde tarihsel olarak İstanbul’un en kozmopolit caddesi olmuştur. Cadde İstanbul’un renkli gece hayatının merkezidir. Cadde boyunca modem restoranlar, mağazalar ve şehrin en şık kafeteryaları sıralanır. Taşıt trafiğine kapatılmış olan cadde boyunca nostaljik tramvay hizmet vermektedir.

MÜZELER VE SARAYLAR

TOPKAPI SARAYI MÜZESİ
Sultanahmet Meydanı, Eminönü 0212 512 0480 Ziyaret gün ve saatleri: Salı günü hariç 09.00 – 19.00 (Yaz saati uygulaması boyunca)

AYASOFYA MÜZESİ
Sultanahmet Meydanı, Eminönü 0212 5221750 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi kapalı, diğer günler 09.00 – 19.00 (Yaz saati uygulaması boyunca)

AYA İRİNİ KİLİSESİ MÜZESİ
Topkapı Sarayı Avlusu, Sultanahmet, Eminönü 0212 5284500 Ziyaret gün ve saatleri: Topkapı Sarayı Müzesinden alınacak izinle gezilebilir.

KARİYE MÜZESİ
Kariye Mah. Kariye Sok. No:26 Edirnekapı, Fatih 0212 6319241 Ziyaret gün ve saatleri: Çarşamba günleri kapalı, diğer günler 09.00 – 16.30

BÜYÜK SARAY MOZAİKLERİ MÜZESİ
Arasta Çarşısı, Sultanahmet, Eminönü 0212 5284500 Ziyaret gün ve saatleri: Çarşamba hariç, diğer günler 09.00 – 17.00

ANADOLUHİSARI MÜZESİ
Anadoluhisarı, Beykoz 0212 2635305 Ziyaret gün ve saatleri: Hisarlar Müzesi Müdürlüğünün izni ile gezilir.

RUMELİHİSARI MÜZESİ
Yahya Kemal Caddesi No:42, Rumelihisarı, Sarıyer 0212 2635305 Ziyaret gün ve saatleri: Çarşamba hariç, diğer günler 09.30 – 16.30

TÜRBELER MÜZESİ
At Meydanı No: 1 Sultanahmet, Eminönü 02125182919 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi ve Salı dışında her gün 09.30 – 16.00

YILDIZ SARAYI MÜZESİ
Barbaros Bulvarı, Serencebey Yokuşu No:62, Beşiktaş 0212 2583080 Ziyaret gün ve saatleri: Salı hariç, her gün 09.00 – 16.30

İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ MÜZESİ
Gülhane Parkı içi, Eminönü 0212 5288065 Ziyaret gün ve saatleri: Salı günü hariç 09.00 – 16.30

FETHİYE MÜZESİ
Fethiye Caddesi, Draman, Fatih 0212 6351273 Ziyaret gün ve saatleri: Çarşamba hariç, diğer günler 09.00 – 18.00

İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ
Osman Hamdi Bey Yokuşu, Gülhane, Eminönü 0212 5207742 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi hariç, her gün 09.00 – 18.00

TÜRK VE İSLAM ESERLERİ MÜZESİ
İbrahim Paşa Sarayı, At Meydanı, Sultanahmet, Eminönü 0212 5181805 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi hariç, her gün 09.00 1 17.00

GALATA MEVLEVİHANESİ MÜZESİ
Galip Dede Caddesi No: 15 Tünel Beyoğlu 0212 2454141 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi hariç, her gün 09.30 – 17.00

BEYLERBEYİ SARAYI
Beylerbeyi Mh., 34676 Üsküdar/ 0216321 9320 Ziyaret gün ve saatleri: Çarşamba hariç, her gün 09.00 – 17.30

DENİZ MÜZESİ
Sinanpaşa Mh. Beşiktaş/ 0212 327 4345 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi ve Salı hariç, her gün 09.00 – 17.00

DOLMABAHÇE SARAYI MÜZESİ
Dolmabahçe Cad. Beşiktaş 0212 236 9000 Ziyaret gün ve saatleri: Pazartesi ve Perşembe hariç her gün 09:00-16:00 saatlerinde açıktır.

RAHMİ KOÇ MÜZESİ
Piri Paşa Mh., Hasköy Cd No:5, Beyoğlu 0212 369 6600 Ziyaret gün ve saatleri:

Salı – Cuma 10.00 – 17.00 Cumartesi – Pazar 10.00 – 19.00 Pazartesi Kapalı

MİNİATURK
Sütlüce Mahallesi, İmrahor Cad. Sütlüce – Beyoğlu 0212 222 28 82 Ziyaret gün ve saatleri: H.içi: 09.30- 19.00 H. Sonu: 09.00-21.00

YEREBATAN SARNICI
Alemdar Mh., Şeftali Sk No:6, Fatih 0212 52212 59 Ziyaret gün ve saatleri: Her gün: 09.00- 18.30

PANORAMA 1453
Merkez Efendi Mah. Topkapı Şehir Parkı, Topkapı 0212 415 14 53 Ziyaret gün ve saatleri: H.içi: 09.30- 19.00 H. Sonu: 09.00-21.00

YILDIZ SARAYI MÜZESİ
Yıldız Mh. 34349 Beşiktaş 0212 258 30 80 Ziyaret gün ve saatleri: Salı hariç her gün 10.00- 16.00

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *